Sayfalar

12 Mart 2012 Pazartesi

Kapalıçarşı ve Nuruosmaniye Turu

Bu haftasonu hala gidemediğim Sabancı Müzesi'ne(tabii müze kadar restorantı Müzedechanga da aklıma takılmış durumda)gitmeye niyet etmiş olsamda, beraber gitmek istediğim  arkadaşım  evle ilgili işlerini halletmesi gerektiğini, gelemeyeceğini söyleyince işler değişti, iyiki de değişmiş! Ece'yi babaannesine bırakıp, vapurla Eminönü'ne geçtim ve arkadaşımla buluştum. Çok keyifli bir gün geçirdik, hem işlerimizi hallettik, hem gezdik, hem de yiyip içtik:))
Önce Nuruosmaniye'deki "Armaggan" mağazasına götürdüm onu. Hala gitmediyseniz mutlaka gidin en kısa zamanda! En alt katta yeralan "NAR Gourmet" satış mağazası insanın aklını başından alıyor. Allahım ne kadar çeşit var, nasıl güzel! İnsan hepsini almak istiyor! Daha dolaşacağımız çok yer olduğu için taşıyamam diye tuttum kendimi almadım, ama zor tuttum. En üst kattaki lokantası da en az mağazası kadar baştan çıkarıcı! Öğlen yemekleri için özel menüleri var, açık büfe zeytinyağlılar ve tatlılar inanılmaz güzel gözüküyor. Yemek yemeyeceğimizi söylediğimiz halde bizimle çok güzel ilgilenip, bilgilendirdiler. Bir gün mutlaka özellikle yemek yemek için gidip, sizlere de anlatacağım. Mücevher ve tekstil bölümü de harika. Elbiseler tek üretiliyor ve inanılmaz bir işçilikle yapılmış, insan giymeye kıyamaz, o kadar güzeller ki! Bir de dikey bahçeli kafesi var ki, küçük bir mola için ideal ve çok hoş!
Ordan çıktıktan sonra iyice karnımız acıkmıştı, arkadaşımın "mutlaka dönerini tatmalısın" dediği "Gülebru Kantin"e gittik.


Kapalıçarşı'ya Mahmutpaşa tarafından girince sağ tarafta kalıyor. Esnafa sorsanız gösterirler.

Gülebru Kantin küçük bir büfe, önünde birkaç masası ve taburesi var. Oturabilmek için beklemeniz lazım. Dolup dolup boşalıyor ,öyle söyliyeyim. Arkadaşım da seneler önce orada esnaf olan bir arkadaşından öğrenmiş burayı. Çarşının esnafı tavsiye ediyorsa kötü olma ihtimali yok zaten! Önden birer dürüm döneri yedikten sonra bir tane de kaşarlı-dönerli dürüm paylaştık. Ohhh, nasıl iyi geldi! Yanına da kendi yaptıkları açık ayran, pek güzeldi!
Yemekten sonra da Doktor'a gittik, yanlız bu "Doktor" başka, Örücüler'de,  doğal ipliklerden yapılmış peştemalinden, peşkirine, yatak örtüsünden, havlusuna aklınıza gelebilecek her türlü ev tekstili satan bir mağaza. Doktor da sahibinin adı, daha doğrusu lakabı(vaktiyle anlatmıştı ama unuttum, galiba doktora yaptığı içindi). Havluları özel dokuma, bildiğiniz tüylü havlulardan farklı, büyük ve yumuşacık. Ben senelerdir kullanıyorum. Tek problemi eskimemeleri:)) Yeni gelen ipek şekerparelerden birer tane almadan duramadığımızı söylemeliyim! Kumaşlar, bornozlar, havlular, herşey o kadar güzelki!
Ordan çıktıktan sonra da ver elini "Şark Kahvesi". Yemeğin üstüne kahve keyfi yapmadan olmaz! Ben çok seviyorum burayı ve Kapalıçarşı'ya her gelişimde burda kahvemi içmeden dönmüyorum.

Şark kahvesinde hep dışarda otururdum, bu sefer yer olmadığı için mecbur içerde oturduk, içerisi de oldukça otantik ve güzel.


Kalan işlerimizi de hallettikten sonra yemek olayına noktayı Konyalı'da tatlı yiyerek koyduk. Bir tane keşkülü paylaştık(hadi itiraf ediyorum, pek paylaşma sayılmaz, arkadaşım tadına baktı). Ben bir de daha sonra yemek üzere bir tane ay çöreği aldım. Bayılırım Konyalı'nın ay çöreğine, çok güzel yapıyorlar. Başka yerde görsem alıp yemek bile aklıma gelmez ama oraya gidince dayanamıyorum, zaten kırk yılda bir gidiyorum! Buranın ayçöreğine de üniversite yıllarımda alıştım. Okul çıkışı vapura binmeden, karnımız açsa mutlaka uğrardık Konyalı'ya. Bayılırım! Yanlız buradan sahiplerine seslenmek istiyorum, oranın yenilenme zaman geldi de geçti, hala neyi bekliyorsunuz diye!!! Hiç yakışmıyor Konyalı'ya, hiiiç!
Arkadaşımdan ayrıldıktan sonra tekrar vapurla Kadıköy'e geçtim, biraz da Kadıköy çarşısında dolanıp, kızımın gönlünü almak için(onsuz gezince dönüşte mutlaka minicik de olsa birşey almadan içim rahat etmiyor!) hoşuna gidecek birsey bulup aldıktan sonra yorgun ama mutlu evin yolunu tuttum:)))))


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız?